Yetiştirme süreci, yetişme yolunda olanın elinden tutmaktır. Onun yanlış ve eksik de yapabileceğini göze alarak vazife ve selahiyet vermektir. Özgüven aşılmaktır. İtibar ve ilgi görmesine fırsat vermektir.

Ali Ulvi Kurucu hocaefendi anlatıyor:

“1933 yılının başları olmalı. Ali Efendi Hoca, Müftü efendiyle konuşmuş:

“Benim fidanlarım var. Bu fidanları büyütmek lâzım. Bu fidanlar, bugün hâfızdır, dilerim yarın âlim olsunlar, inşâallah… Ancak bunları tergib ve teşvik lâzımdır… Büyük hâfızlar, âdet üzere Kapı Câmii’nde ikindiden sonra okuyorlar. Bunlar da öğleden önce ve öğle vaazından sonra okusunlar. Yeter ki, bu çocukları ortaya çıkaralım… Kur’ân-ı Kerîm okunur; okunan Kur’an da dinlenir havasını verelim. Bu çocukları teşvik edelim” demiş. Bunun üzerine Müftü Efendi:

“Hafız Ali Efendi, ben size tam selâhiyet veriyorum. Küçük hâfızları siz tanırsınız. Yapacaklarını tertip ve tanzim ediniz. Kimin ne yapacağını, kimin başhâfız olacağını tesbit ve tâyin ediniz” diye müsâade etmiş.

Bunun üzerine Kapı Câmii’nde mukabeleye başladık. Usûl şöyle idi:

Üç hafız, oturur. Ortadaki başhâfızdır. Sağdaki sayfasını okur bitirir, soldaki başlar. Bu sırada sağdaki gider yerine başka hafız gelir. Soldaki bitirince sağdaki yeni gelen başlar; soldaki gider, yerine yenisi gelir. Böyle oniki ondört kadar hâfızın değişerek okuduğu olur. Başhâfız değişmez. Ötekilerin okuyuşunu murakabe ve tashih eder…

Beni baş hafız yapmışlardı.”[1]

[1] M. Ertuğrul Düzdağ, Üstad Ali Ulvi Kurucu Hatıralar, I, 52-53.

Kaynak: Dr. Adem Ergül, Medeniyet Öncülerimizden 365 Lider Davranış, Erkam Yayınları