Bugun...



KİBİR ABİDELERİNİN BU DAVADA YERİ OLMAZ
Tarih: 23-12-2019 02:54:13 Güncelleme: 23-12-2019 03:00:13 + -


Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezinde düzenlen İl Başkanlığımızın Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı'na katıldı.

facebook-paylas
Tarih: 23-12-2019 02:54

KİBİR ABİDELERİNİN BU DAVADA YERİ OLMAZ

BAŞKAN ERDOĞAN, KİBİR ABİDELERİNİN BU DAVADA YERİ OLMAZ

Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Erdoğan, "Makamın gücüne, imkanlarına güvenerek gönül kıran, insanları rencide eden, vatandaşa tepeden bakan kibir abidelerinin bu davada yeri olmaz." dedi.

----------------------

Cumhurbaşkanımız ve Genel Başkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Haliç Kongre Merkezinde düzenlen İl Başkanlığımızın Genişletilmiş İl Danışma Meclisi Toplantısı'na katıldı.

Toplantının Divan Başkanlığını yapan ve parti mensuplarının coşkulu tezahüratları ile konuşması sık sık kesilen Cumhurbaşkanımız Erdoğan toplantının hayırlara vesile olmasını temenni etti. Kuruluşundan bugüne İstanbul teşkilatlarında görev alanlara gayretleri, emekleri ve sadakatleri için şükranlarını sunan Cumhurbaşkanımız Erdoğan, "AK Parti sıradan bir siyasi teşekkül değildir. Bizler bir büyük davanın sevdalısı insanlar olarak burada bir aradayız. Türkiye, nasıl binlerce yıllık devlet tarihimiz içindeki son halka ise AK Parti de bu büyük davanın günümüzdeki en önemli temsilcisidir."

MAZİDEN ATİYE YOLCULUK

AK Parti'nin maziden atiye yolculuğun altın halkalarından biri olduğunu vurgulayan Erdoğan, şöyle devam etti: "Bu durum sorumluluğumuzu daha da artırıyor. AK Parti'de siyaset yapmak demek, öncelikle bu sorumluluğu üstlenmeye talip olmak demektir. Bugünlere yılın her gününü, günün 24 saatini bu davaya hizmete adayan büyüklerimizin, kardeşlerimizin gayretleriyle geldik. Gelecek nesillere daha büyük ve güçlü bir Türkiye bırakmak, medeniyetimizi yeniden yükseltmek istiyorsak, bizlerin de aynı anlayışla çalışması gerekiyor. Görevimiz ne olursa olsun hepimiz öncelikle bu davanın bir neferiyiz. Unutmayın, bugün söylemediğimizi 10 yıl, 20 yıl, 30 yıl sonra da yine aynı şekilde kararlı olarak söylemek durumundayız. Bugün başka yarın bir başka olmamalıyız. Bunu yapanları gördük, görüyoruz. Bu hassasiyeti hiçbir zaman unutmamak gerekir. Kendi nefsinin peşine düşen, sadece kendi ajandasına, kariyerine hesabına odaklanan kişilerden dava adamı olmaz. Gurur abidesi olanlardan dava adamı olmaz. Bize Yunus'un ifadesiyle 'Ete, kemiğe büründüm, Yunus diye göründüm' diyen anlayıştaki insanlar lazım. Diyorum ya, hep birlikte Ömer'ler olmaya aday olmalıyız. Hele hele bulunduğu makamın gücüne, imkanlarına güvenerek gönül kıran, insanları rencide eden, vatandaşa tepeden bakan kibir abidelerinin bu davada yeri olmaz. Yolsuzluğu, haksızlığı, çalıp çırpmayı hiç saymıyorum bile. Bu tür vasıflardaki insanların kapımızdan içeri girmesi dahi bizim için züldür."

Cumhurbaşkanımız Erdoğan, şimdi bir kongre sürecine girildiğini, ilçelerde, illerde bu hassasiyete çok büyük önem verilmesi gerektiğini vurgulayarak, AK Parti'yi yönetenleri Rabbim katında milletin nezdinde mahcup edecek hiçbir yanlışa göz yumulamayacağını kaydetti.

"Unutmayın, milleti karşısına alanlar, bizi de karşısına alır. Unutmayın kibir en büyük isyandır." diyen Erdoğan, insan gönlü kıranının, partideki gönülleriyle ilgili kalemini kıracaklarını söyledi.

YARATILANI YARATANDAN ÖTÜNÜ SEVMEK

Erdoğan, davası insan olan Türküyle, Kürdüyle, Lazıyla, Çerkeziyle, Gürcüsüyle, Abazasıyla, Boşnağıyla velhasıl şu anda 82-83 milyonuyla yaratılanı Yaradan'dan ötürü seven bir dava olduklarını belirterek, başka bir tanımın olamayacağını vurguladı. Cumhurbaşkanı Erdoğan, Hazreti Mevlana'nın "İnsanı ateş değil, kendi kibri yakar, herkeste kusur görür kendisine kör bakar, neye nasıl bakarsan o da sana öyle bakar." dizelerini hatırlatan Erdoğan, şunları söyledi: "Yumurtadan çıkıp kabuğunu beğenmeyenler, sadece varlık sebeplerini inkar etmekle kalmaz, aynı zamanda kendi hicranlarını da hazırlarlar. Hiçbirimizin hesabi davranma, aklı ve vicdanı yerine nefsinin sesine kulak verme gibi bir lüksü yoktur. Hedefimiz önce bu ülkenin 82 milyon insanının her birinin, onunla birlikte tarih ve medeniyet coğrafyamızdaki tüm kardeşlerimizin, nihayetinde de büyük insanlık ailesinin tamamının gönlünde kalıcı yer edinmektir. Ülkemizin ve dünyanın neresine gidersek gidelim tüm samimiyetleriyle bize kucak açan insanlar tarafından karşılanıyor, eğer kucaklanıyorsak işte bu hasbi yaklaşımımız sayesindedir. Tek tek her AK Partili bu hassasiyetle hareket ettiği taktirde Allah'ın izniyle yumuşatamayacağımız kalp, fethedemeyeceğimiz gönül, ikna edemeyeceğimiz kimse kalmaz. Herkesten farklı olarak biz bunu siyasi bir hesap için değil, inancımızın ve geleneğimizin bir gereği olarak yerine getiriyoruz ve getireceğiz. Bunu yaparken de hiç kimsenin gündeminin peşine takılmayacağız. Ülkemizde kimi konuların bilinçli bir şekilde gündemde öne çıkartıldığını görüyoruz. Önemli bir kısmı da milletimizi karamsarlığa sürükleyerek dolaylı yoldan bizi başarısız göstermeye yönelik bu çabalara karşı dikkatli olmalıyız." Cumhurbaşkanımız Erdoğan, istisnai hadiselerin sanki her gün her yerde yaşanıyor, herkesin başına geliyor gibi gösterilmesinin iyi niyetli olmadığını belirterek, Türkiye'yi güvensiz bir ülke olarak gösterme projesine hizmet eden bu tür kampanyalara bilerek veya bilmeyerek destek verilmemesi gerektiğini ifade etti.

Medya kuruluşlarını da bu konuda dikkatli ve bilinçli hareket etmeye davet eden Erdoğan. "Ülkemizin de AK Parti'nin de kendi gündemi vardır. Hem parti hem hükümet hem Meclis olarak, buna belediyeler ve il genel meclisleri dahildir. Kendi icraat gündemimize sıkı sıkıya sahip çıkacağız. Vaktimizi ve enerjimizi kendi çalışmalarımızı daha ileriye taşımak için kullanacağız. Muhalefetin, medyanın ve diğer çevrelerin bizi dar ve kısır gündemlerinin içine hapsetme tuzağına hiçbir şekilde düşmemeliyiz. Unutmayınız, AK Parti gündem takip etmez, gündem belirler." diye konuştu.

İSTANBUL ÇOK ÖNEMLİ

Erdoğan, bu konuda en dikkatli olması gereken teşkilatların başında İstanbul'un geldiğini belirtti. İstanbul'un Türkiye'nin kaderini belirlemede bir numaralı şehir olduğunu söyleyen Erdoğan, kentte 81 vilayetin temsilcilerinin bulunduğuna işaret etti.

İstanbul'dan ses çıktığı zaman 81 vilayette bunun dalgalandığının görüldüğünü dile getiren Cumhurbaşkanımız Erdoğan, kentin nabzı iyi tutulduğunda zaten Türkiye'nin de yakalanmış olacağını ifade etti. Erdoğan, bu konuda katılımcılara çok önemli görevler düştüğünü, sokaktaki her bir vatandaştan başlayıp tüm ilçeleri ve şehri kuşatan bir anlayışla bu sürecin yönetilmesi gerektiğini vurguladı.

Yapılan hizmetlerin hakkıyla anlatılması halinde bile partiye yönelik yalan yanlış saldırıların çoğunun etkisiz hale getirilebileceğini belirten Erdoğan, iftira ve yalanın hızlı yayıldığını, ancak doğrularla karşılaştığında da daha hızlı bir şekilde söndüğünü dile getirdi.

Erdoğan, millete hakikatleri anlatarak bunu gerçekleştireceklerini söyledi. Türkiye'nin son 17 yılda tarihinin en büyük sıçramalarını yaşarken aynı zamanda tarihinin en büyük saldırılarıyla da karşı karşıya kaldığını anlatan Erdoğan, "Ülkemize yönelen saldırıların hedefinde ilk önce AK Parti yer almıştır. Esasen Türkiye ile AK Parti'nin kaderi adeta bütünleşmiştir. Türkiye'yi seven bizi seviyor, Türkiye'ye kızan bize kızıyor, Türkiye'den nefret eden bizden de nefret ediyor. Milletimiz de bu gerçeği gördüğü için her mücadelemizde hamdolsun yanımızda yer alıyor." diye konuştu.

ZULÜM İLE ABAD OLUNMAZ

Cumhurbaşkanı Erdoğan, son dönemde Suriye'de yürütülen harekatlar, Türkiye sınırı içindeki terörle mücadele operasyonları ve Akdeniz'de atılan stratejik adımların Türkiye'ye karşı bir öfke patlamasına yol açtığını dile getirerek, “Suriye halkının talebi üzerine oradayız. Şu anda da bu süreç devam ediyor. Söyleyecekleri hiç bir şey yok ve söyleyemediler." diye konuştu.

Fransa'da her yerin yanıp, yıkıldığını kaydeden Erdoğan, "Niye? Zulüm ile abad olunmaz, onun için." dedi. Cumhurbaşkanımız Erdoğan, Türkiye ile Libya arasında mutabakat metni imzalandığını hatırlatarak, Türkiye’nin Libya'daki kararlı duruşunu devam ettireceğini kaydetti. Cumhurbaşkanımız Erdoğan şöyle devam etti:  "Tabii buna parlamentomuzun içinden bazen çatlak sesler çıkıyor, ona alışığız zaten çıkacak. Ama biz dik duracağız. Son dönemdeki gelişmeler, tüm perdeleri kaldırdı. Pek çok ülke yıllardır içlerinde tuttukları kini, nefreti, husumeti tüm çıplaklığıyla ortaya döktü. Bu gelişmenin ülkemiz için hayırlı olduğuna inanıyorum. Karşılıklı rol yapmak yerine, gerçek düşüncelerimizi ve niyetlerimizi açıkça oraya koymamız birtakım sorunların çözümünü hızlandırdı. Gerek yüz yüze görüşmelerimizde gerek telefon temaslarımızda artık tüm liderlerle daha açık yüreklilikle konuşuyoruz. Anlaştığımız hususları hızla sonuca bağlıyor, anlaşamadığımız konularda da karşılıklı pozisyonlarımızı teyit ediyoruz. Bu tarzın dünya siyaseti açısından daha verimli ve doğru olduğuna inanıyoruz. Ülkemizin egemenliğini, hukukunu, çıkarlarını, milletimizin ve tüm dostlarımızın haklarını korumak için verdiğimiz mücadelede Allah'ın izniyle hep dik durduk, dik durmaya da devam edeceğiz."

CUMHUR İTTİFAKI’NI BÖLEMEYECEKLER

Cumhurbaşkanımız Recep Tayyip Erdoğan, Suriye'deki gelişmelerle ilgili ABD ve Rusya ile varılan mutabakatların, sahada elde edilen sonuçların tarihi önemde olduğuna işaret ederek, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Türkiye'yi köşeye sıkıştırmak için diplomasi ve uluslararası siyaset yanında ekonomiyi de devreye almalarına rağmen hamdolsun ülkemize geri adım attıramadılar. Yapılan her saldırıyı, atılan her adımı, kullanılan her silahı süratle etkisiz hale getirdik, tedbirlerimizi aldık. Aynı hamlelerin tekrarında karşılarında hazırlıklı bir Türkiye buldukları için istedikleri neticeyi elde edemiyorlar. Ülkemize yönelik kızgınlıklarının gerisindeki sebeplerden biri de budur. Artık eskiden olduğu gibi Türkiye'yi diledikleri şekilde itip kakamadıkları, yönlendiremedikleri, yönetemedikleri için hırçınlaşıyorlar. Hırçınlaştıkça da muvazeneyi kaybediyorlar. Sonuçta geldiğimiz noktada Türkiye siyasi, ekonomik ve askeri bakımdan eskisiyle mukayese edilemeyecek kadar güçlü bir yerde bulunuyor. Ülkemiz iç siyasetinde ortada kayda değer bir husus yokken ortaya çıkıp yükselen AK Parti, Cumhur İttifakı ve şahsım aleyhindeki havanın gerisinde işte böyle bir tablo, işte böyle bir hesap vardır. Cumhur İttifakı'nı bölemeyecekler, parçalayamayacaklar ve Cumhur İttifakı güçlenerek yarınlara inşallah yürüyecek. Türkiye'nin güney sınırlarını terör koridoruyla kuşatma projeleri özellikle oluşturmaya çalışanlar, iç siyaseti manipüle ederek kayıpları telafi etmenin peşindeler ama bunu da başaramıyorlar. Çünkü milletimiz bu ülkede kimin ne olduğunu, kime hizmet ettiğini, neyi, ne için yaptığını gayet iyi biliyor. Ceviz kabuğunda fırtına koparma, incir çekirdeğini doldurmayacak meseleleri büyüterek balyoz niyetine kullanma çabaları hep beyhudedir. Milletimiz bunların hiçbirine itibar etmez. Yeter ki biz kendi içimizde birliğimizi, beraberliğimizi, kardeşliğimizi, hasbiliğimizi, samimiyetimizi söylemimiz ve yaşayışımızda değerlerimize bağlılığımızı güçlü bir şekilde sürdürebilelim. Gerisi kendiliğinde gelecektir."

İSTANBUL TEŞKİLATI ÖRNEK OLACAK

İstanbul teşkilatının, diğer illere örnek olacak bir tavır ortaya koyacağına inandığını ifade eden Erdoğan, "Seçimden bu yana 74 bin 176 üye kaydıyla İstanbul teşkilatı adeta yeni bir dirilişin içerisinde bulunuyor." dedi.

Şehir Üniversitesi ile ilgili tartışmalara değinen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: 

"Bu Şehir Üniversitesi meselenin özellikle bir siyasi ayağında bizim olduğumuz, bir siyasi ayağında da malum zatın olduğu söyleniyor. Şunu çok açık ve net söylemek durumundayım. Her şeyden önce Şehir Üniversitesinin tahsisini Başbakanlığım döneminde yapan benim. Tahsisini yapan ben olduğuma göre, daha sonra malum zat Başbakan olunca bu tahsisi, Şehir Üniversitesine mülkiyet devrine dönüştürmüştür. Türkiye'de hiçbir üniversiteye tapu ile tapu devri, mülkiyet devri yoktur, olmamıştır. Bunlar dürüstlüğü kimseye bırakmıyor değil mi? Öksüz, yetimin hakkını kalkıp kurdukları üniversiteye tapu devri yapmak suretiyle, Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun başkanı sıfatıyla bunu sağlıyor.

Peki bu nasıl doğruluk? Peki yanında kim var? Yine bir başka isim o da Sayın Babacan var. Onun da imzası var bu işin altında. Başka kim var? Mehmet Şimşek var. Başka kim var? O zaman Ulaştırma Bakanı olarak Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun içinde olan Feridun Bilgin var. Hani bunlar dürüsttü ya... Dürüstlüğü bunlar kimseye bırakmıyordu. Ben bunu niye anlatıyorum? Kimin ne olduğunu yaptıklarıyla öğrenin diye. Bitmedi ve bunlar Halk Bankasını da dolandırmaya çalışıyorlar. Halk Bankasından bunlar kredi talebinde bulunuyorlar. Halk Bankası bunlara ciddi bir kredi veriyor fakat ödeme planlarında maalesef bunlar Halk Bankasına ödemelerini yapmıyorlar. Tabii Halk Bankasına ödemelerini yapmayınca, banka da bu defa kendilerini sürekli olarak uyarıyor. Şu anda Halk Bankasına olan borçları aklımda kaldığı kadarıyla 417 milyon noktasında. Şimdi 'Yapılandıralım' diyorlar. 'Yapılandıralım' derken, neyi, nasıl yapılandıracaksın? Neymiş yaptıkları kampanya şu, 'Ya işte spor kulüplerinin borçları yapılandırılıyor da Şehir Üniversitesininki niye yapılandırılmıyor?' Ya sen Halk Bankasına teminat bile vermedin. Futbol kulüplerinin bütün tribünlerdeki gelirlerine, her şeyine banka el koyuyor. Senin neyine el koyacak? Yoksa Maltepe'de Tekel'e ait olan yer, yani zamanında benim tahsis ettiğim bu yeri bankaya teminat olarak göstermek suretiyle, bunu mu banka teminat olarak kabul edecek?" Cumhurbaşkanımız  Erdoğan, "Bunu da geç, bir başka alavere dalavere daha yapıyorlar. O da ne biliyor musunuz? Diyorlar ki 'Alacağımız öğrencilerin yapacakları ödemeye ipotek koyun." diyerek, konuşmasına şöyle devam etti:

"Ya sen zaten mevcut kotanı doldurmamışsın. Mevcut kotanı doldurmadan üstelik yeni alacağın öğrencilerle ilgili, böyle bir kotayı nasıl oluyor da bir bankaya teminat olarak veriyorsun? Tabii bizi halef selef olduğumuz Cumhurbaşkanı aradı. Dedi işte 'Siz bu işi arzu ederseniz halledersiniz.' Kendisine dedim ki 'Temenni ederdim ki siz benim yerimde olun. Biz geçmişte bankaların nasıl iflas ettiğini biliyoruz. Hamdolsun 17 yıldır bizim dönemimizde, bizim bankalarımızın hiçbirisi kasaları boşaltmadı. Biz de kasayı boşaltamayız.' Tabii işin başından itibaren Ülker Grubu buraya ciddi destekler verdi. Daha sonra Ülker Grubu da ne yaptı? Buradan çekildi. Ülker Grubu orada bizim verdiğimiz desteklerle ilgili de bizim bu noktadaki desteğimizi açık net söyledi. 

Şunu çok açık net söyleyeyim. Buranın hamisi dikkat edin Marmara Üniversitesidir. Marmara Üniversitesi Türkiye'nin şu anda en büyük üniversitelerinden bir tanesidir. Şimdi de ne diyorlar biliyor musunuz? 'Marmara Üniversitesi borçları ödesin.' Tabii YÖK'te kendilerine diyor ki 'O zaman siz de mütevelliyi bırakın. Marmara Üniversitesi buraya yaptığı atamalarla burayı götürsün.' Yok, mütevelliyi de bırakmayız.' diyorlar. Tezgah başka. Biz ne oradaki öğrencilerimizin düşmanıyız ne de akademisyenlerin düşmanıyız. Böyle bir şey asla söz konusu değil. Hiçbir vakıf üniversitesinde bunların yaptığı uygulama gibi bir uygulama yok. Böyle bir durumla ne yazık ki burada karşı karşıyayız. Elektronik ortamda sizlere gönderilmiş olan bilgileri şöyle iyi okursanız orada zaten bunları etraflıca göreceksiniz. Çok da detayına, teferruatına girmek istemiyorum. Ama anlattığım gibi burada Halk Bankasının adeta bir dolandırılması söz konusu."

HANİ DÜRÜSTTÜNÜZ?

Burayı tahsis etmelerinin önem verdiklerinin ifadesi olduğunu anlatan Erdoğan, şunları kaydetti: "Eğer şahsım bu zata eğer muhalif olsaydı veya oradaki öğrencilere benim bir muhalefetim olsaydı, ben Tekel'in bu kadar kıymetli, değerli olan arazisini niçin bunlara tahsis edeyim? Bizim derdimiz yeter ki bu tür üniversitelerimiz kurulsun, bunlar çoğalsın ve bunlarla beraber geleceğe çok daha farklı bir şekilde yürüyelim. Burası tabii Marmara'ya nazır, Maltepe'de çok çok güzel bir yerde ve değeri itibarıyla da yani 2,5 milyar değerinde olan bir yer ve bilabedel bunu üniversitesine tapu devrini yapmak suretiyle veriyor. El vicdan ya... Böyle bir şey yapılabilir mi? Bilabedel... Nasıl oluyor bu iş? Hani dürüsttünüz? Eğer sizin dürüstlüğünüz buysa bu ülke batmış, bu ülke yanmış ve bunun altında bir de bakıyorsunuz işte o dediğim diğer arkadaşların da imzası var. Özelleştirme Yüksek Kurulu'nun birisi başkan, diğerleri de üyeleri olmak suretiyle bu adımı attılar. Bunu yaşadık. Allah bizleri aynı duruma düşürmesin. Onun için bu propagandayı bunlar belli bir süre daha yapabilirler, her geçen gün zaten bu konuda da iflasa gidiyorlar ve gidecekler ama dün MKYK'da da bu konuları görüştük. Bu konuyla ilgili kararlı bir şekilde adımlarımızı atmaya devam edeceğiz

Bu işin Danıştay'a müracaatını yapan da kim biliyor musunuz? CHP'nin yanından hiçbir zaman ayrılmayan Mimar ve Mühendisler Odası'dır. Çok daha ilginci şu anda bunları ziyaret edenler kim? CHP'nin ileri gelenleri. Mimar ve Mühendisler Odası hem bununla ilgili davayı açıyor ama bakıyorsunuz CHP'nin parti sözcüsü olsun, genel başkan yardımcıları olsun onlar da bunlara nezaket ziyaretinde bulunuyor. Kimin eli kimin cebinde belli değil ama gerçekleri bilelim ona göre de bunu özellikle tabanımıza anlatalım."

Konuşmasının sonunda İl Başkanımız Bayram Şenocak, Tanzanya'da adına yaptırılan su kuyusunun 1/25 ölçekli maketini, Cumhurbaşkanımız Erdoğan'a takdim etti. 

Erdoğan, parti üye çalışmalarında ilk sırada bulunan Beykoz teşkilatına teşekkür belgesi verdi. Başarılı 7 ilçeye ödül verilmesinin ardından teşkilat mensuplarının dilek ve temennileri değerlendirildi.


WWW.AKPARTİİSTANBUL.COM




Bu haber 461 defa okunmuştur.

Etiketler :

FACEBOOK YORUM
Yorum

İLGİNİZİ ÇEKEBİLECEK DİĞER SİYASET Haberleri

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • URFA RESİMLERİ
    URFA RESİMLERİ
  • MALATYA RESİMLERİ
    MALATYA RESİMLERİ
  • KAYSERİ RESİMLERİ
    KAYSERİ RESİMLERİ
  • İSTANBUL RESİMLERİ
    İSTANBUL RESİMLERİ
  1. URFA RESİMLERİ
  2. MALATYA RESİMLERİ
  3. KAYSERİ RESİMLERİ
  4. İSTANBUL RESİMLERİ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Azdin Erdoğan / Elimde değil
    Azdin Erdoğan / Elimde değil
  • KIVIRCIK ALİ / BİR SELAM SAL SABAH OLSUN
    KIVIRCIK ALİ / BİR SELAM SAL SABAH OLSUN
  • İZZET YILDIZHAN / AY BULUTA GİRMİŞ
    İZZET YILDIZHAN / AY BULUTA GİRMİŞ
  • CELAL ÇOLAK / DUYDUN MU / 2010
    CELAL ÇOLAK / DUYDUN MU / 2010
  • İzzettin Aydoğan ( Lo Askero ) Pötürge Türküsü / Kürtçe
    İzzettin Aydoğan ( Lo Askero ) Pötürge Türküsü / Kürtçe
  • Selahattin Demircan / Gule Zeman - Kürtçe İlahi
    Selahattin Demircan / Gule Zeman - Kürtçe İlahi
  1. Azdin Erdoğan / Elimde değil
  2. KIVIRCIK ALİ / BİR SELAM SAL SABAH OLSUN
  3. İZZET YILDIZHAN / AY BULUTA GİRMİŞ
  4. CELAL ÇOLAK / DUYDUN MU / 2010
  5. İzzettin Aydoğan ( Lo Askero ) Pötürge Türküsü / Kürtçe
  6. Selahattin Demircan / Gule Zeman - Kürtçe İlahi
VİDEO GALERİ
YUKARI