Bugun...


Lütfü Caner


facebook-paylas







ACABA KİME OY VERSEM? ( 1 ) ve ( 2 )
Tarih: 27-07-2014 20:02:00 Güncelleme: 27-07-2014 20:02:00


      Bildiğiniz gibi; önümüzdeki 10 Ağustos’ta Türkiye’nin gündeminde bir Cumhurbaşkanlığı seçimi var. Aslında bu seçimde; aklıselim düşünen insanların hiçte bir bocalamaya girmelerine pek gerek yoktur. Eğer bizler vatandaş olarak sağlıklı düşünüp, yıllardır siyaset arenasında olan bazı siyasilerin bu ülkeye ne yaptıklarını ve ne yapamadıklarını aklıselim bir şekilde bir muhasebeye tabi tutup düşünürsek; hiçte bocalamamıza pek gerek kalmayacaktır sanıyorum.

      Türkiye Cumhuriyetinin kuruluşundan bu güne kadar, nice siyasi partiler geldi geçti.

Gelişen Dünya ülkelerinin, artık demode olmuş siyasi ideolojileri bir kenara bırakıp, iş yapan üreten, ülkesine ekonomik ivme kazandıran yönetimleri baz alıp, hızla yükseldiği bir zamanda; eğer bizler millet olarak sekiz seçim kaybeden ve hatta son 50 yılda tek başına hiç iktidar olamamış bazı siyasi partilerin kendini düşünen ve millete rağmen kendi ütopyaları peşinde koşan birkaç liderlerinin peşinde yıllarımızı boşa tüketiyorsak; Türkiye’nin gelişmesinden söz etmemiz kesinlikle mümkün değildir. Gelişen Dünya ülkeleri: siyasi ideolojileri kaldırıp rafa koyalı yıllar olmasına rağmen; bizler halen bazı siyasi ideolojilerin pençesinden maalesef yakamızı kurtaramadığımız için, bir türlü ekonomik mesafe kat etmediğimizin halen farkında değimliyiz?

      Sağ görüşlü, sol görüşlü, tüm vatandaşlarımıza seslenmek istiyorum: daha dün 12 Eylül’de; egemen güçler; gençliğimizi sağ sol adı altında biri birlerine kırdırıp, beş binin üstünde gençliğimiz hayatını kaybederken ve ülkemiz 28 Şubata kadar çeşitli kamplara bölünüp ekonomik gücünü kaybederken, bundan kim faydalı çıktı dersiniz?  Kaybeden Türkiye oldu ve sinsi batı dünyası, bu fırsattan faydalanarak, tüm ürettiklerini misli misli fiyatlarla bize satmaya devam ettiler. Çünkü Amerika ve Batı dünyası için; Türkiye’nin de son 90 yıldır menfaatleri gereği geri bıraktırdıkları Orta doğu gibi, onların geri kalmış bir pazarı durumunda kalmalı ve asla gelişmemeliydi. Ve Türkiye’de ki siyasi yönetimler; bir şekilde hep onların güdümünde ve kontrolünde olmalıydı…

      Evet, egemen batı dünyası; gelmiş geçmiş süreçte, istisnai belki birkaç iktidarı istediği gibi yönlendirmediyse de; 2002’ye kadar, gelip geçen birçok iktidarı maalesef dolaylı olarak güdümlerine almayı başardılar. Dışarıdan olsun veya içeride olsun, besledikleri sermaye çevreleri, basın ve medyaları ile bu kumpası çok iyi başardılar. Hatırlarsınız; daha yakın bir tarih olan, 1998 ve 2002 arası üç ortaklı koalisyon iktidarı zamanında, Türkiye’nin IMF’ye 23.500 milyar dolar borcu vardı. Bütün bankalar iflas etmişti. Türkiye ekonomisi tarihinde ilk defa iki büyük ekonomik kriz geçirmişti. 354 bin büyük ve küçük işletme kapısına kilit vurmuş ve böylesine ekonomik bir çöküntüye uğramış olan bir Türkiye için, batı Dünyası, iyisiniz, iyisiniz diyerek, IMF reçeteleri ile bizi daha da çökertmeye çalışıyorlardı.

      Evet, şöyle bir dünya ülkelerine baktığımızda; IMF reçeteleri ile ayakları üstüne kalkan tek bir ülkeyi görebiliyor musunuz? Çünkü IMF denilen kuruluş; aslında gelişmiş egemen güçlerin ikinci dünya ülkelerini sömürmek için kurdukları bir ekonomik tuzak kuruluştur.

Ama maalesef ekonomik sıkıntıya düşen ikinci dünya ülkeleri, kendilerine bir çözüm olacağı umudu ile mecburen böyle bir tuzağa düşmektedirler. İşte 2002 öncesi, IMF reçeteleri ile kurtulmaya çalışan Türkiye’nin her defasında yıllarca nasıl batırıldığını milletçe yıllarca izledik ve gördük. Biz batıkça, onlar her defasında haydi iyisiniz iyisiniz diyerek bizi pohpohlamaya devam ediyorlardı. Ve işte ülke olarak bu IMF reçeteleri ile geçirdiğimiz sürecin feci sonucunu; 1998 ve 2002 arası koalisyon hükümeti döneminde çok açık bir şekilde gördük. Peki, bizler vatandaşlar olarak, bütün bu geçmiş süreçte yaşadıklarımızdan bir ibret

alarak bir muhasebe yapmamız gerekmezi mi?  (YAZININ DEVAMI YARIN)

Saygılarımla. / lutficaner@gmail.com                                     

 

                                       ACABA KİME OY VERSEM? ( 2 )

 

Lütfi CANER

      Evet, dünkü yazımızın sonunda söylediğimiz gibi; artık Türkiye’nin boşa geçmiş 90 yılık sürecinden bir ibret almalıyız. Son 90 yıldır bazı siyasi ideolojiler uğruna, ülkemizin geleceğini, nesillerimizin geleceğini boşa gitmesine ve yıllardır iktidar olamamış birkaç siyasi liderin inadı ve ütopik ideolojileri uğruna ülkemizin geleceğinin boşa gitmesini daha ne kadar seyirci kalacağız?  Biz Türkiye Cumhuriyetini kurduktan sonra, Dünya ölçeğinde hiçbir büyük savaşa girmediğimiz halde, neden bizden sonra ikinci dünya savaşına girip bütün ekonomileri çöken bazı batı ülkelerinin gerisindeyiz acaba? Örneğin; bizde yıllar sonra, 1945’lerde Japonya, Almanya, Güney Kore ikinci dünya savaşına girip bütün ekonomileri yerle bir olmasına rağmen; nasıl olurda şu anda süper güç oldular? 650 yıl yedi kıtaya ferman vermiş bir milletin torunları olarak; bizim neyimiz eksik olardan acaba? İşte millet olarak bütün bunların bir muhasebesini mutlaka yapmalıyız…

      Evet, Hristiyan Batı Dünyasının: bizi bölmek, parçalamak ve amaçlarına ulaşmak için, yıllardır sürdürdüğü sağcılık, solculuk ve daha çeşitli izimler adı altında milletimizi parçalara bölmek isteyen tuzaklarını daha ne zamana kadar görmemezlikten geleceğiz? Bakınız; Türkiye Batının güdümünde iken; 80 yılda ancak 36 milyar dolar ihracat yapabildi. Fakat şimdi ise; Türkiye 11 yılda, 147 milyar dolar ihracat yapmayı başardı. Yine 2002 öncesi; Türkiye’de fert başı 2400 dolar olan milli gelir, şimdi 11 yılda, 13 bin dolara dayandı. Evet, yine yıllardır mahkûm olduğumuz IMF borcu sıfırlandı ve biz IMF’ye borç verir duruma geldik Ve gelişen ekonomilerde, gelişmiş 20 ülke arasına girdik ve birkaç yıl sonra inşallah gelişmiş ilk 10 ülke arasına gireceğiz…

      Evet, işte bütün bu gelişmeler; daha dün 2002’ye kadar bizi kontrol eden batının işine gelmediği için, Türkiye’yi batıdan ve orta doğudan bir kumpasa almak istiyorlar.

Çünkü Türkiye şimdi kendi uçağını yapmaya başladı ve bununla yetinmedi, kendi helikopterini, tankını, füzesini, piyade tüfeğini ve kısaca savunma sanayindeki birçok ihtiyacını kendisi yapmaya başladı ve hatta bazı ülkelere ihraç bile etmeye başladı.

Evet, işte daha düne kadar; bütün bu ihtiyaçlarını sen Türkiye olarak batıdan alıyordun.

İşte şimdi son 12 yıldır kendi ayakların üstüne kalkmaya başlayınca; Batı Dünyası bizi çökertip, zayıflatıp, gerekirse parçalamak için, PKK, Ergenekon, balyoz, paralel yapı gibi daha birçok örgüt ve yapılanmayla bizi karşı karşıya bırakıp seyir etmeye başladılar.

       Evet, işte bütün bunlar yetmedi; Amerikan şimdi de İngiltere ile birlikte düşündükleri yeni bir plan ve projeleri gereği; Cumhurbaşkanlığı seçimine el atarak, içimizdeki bazı basın ve medya kuruluşlarının da devreye sokarak, Suudi Arabistan eksenli Amerikan politikaları güdümlü bir bürokratı Cumhurbaşkanı adayı gösterip, Türkiye’de son 12 yıldır yükselen ekonomik değişim ve dönüşümü durdurmak için düğmeye bastılar.

      Yani artık bütün bunları görmemiz ve anlamamız gerekiyor. Çünkü Amerikan, İngiltere ve Batı dünyası; son 12 yıldır, Türkiye’nin gelişmesinde rahatsızdırlar. Çünkü daha düne kadar; her şeyini onlardan alan bir Türkiye pazarını kaybetmek istemiyorlar. Yani ABD, İngiltere ve batı dünyası; Türkiye’nin eskisi gibi onlara muhtaç, demokrasisi gelişmemiş, her 10 yılda bir darbelerin olduğu ve onlara hep evet efendim, olur efendim diyen eski bir Türkiye profili istiyorlar.

      Evet, değerli kardeşlerim: hangi siyasi görüşte olursanız olun; Türkiye’nin her vatandaşının, Cumhurbaşkanlığı için oy kullanırken; bütün siyasi ideolojileri elinin tersi ile bir kenara iterek, Türkiye’nin geleceği, yeni nesillerin geleceği ve özgür, bağımsız, kendine yeten, kendi ayakları üstünde durmaya çalışan yeni bir Türkiye için, çok iyi düşünmeleri gerekmektedir. Daha düne kadar, çeşitli siyasi komplolar, kumpaslar ve 10 yılda bir yapılan darbelerle, Türkiye’nin önünü kesmeye çalışan Türkiye’nin düşmanlarına fırsat vermeyelim.  Mevcut siyasi iktidarı sevmek zorunda değilsiniz. Fakat elinizi vicdanınıza koyup; son 12 yılda yaptıkları hakkında mutlaka sağlıklı bir muhasebe yapmamız gerekir vatandaşlar olarak. Evet, işte bu minvalde; aklıselim bir muhasebe yaptığımız takdirde; oyumuzu nasıl kullanacağımızı mutlaka göreceğiz…  Saygılarımla. / lutficaner@gmail.com

 


Bu yazı 1312 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • URFA RESİMLERİ
    URFA RESİMLERİ
  • MALATYA RESİMLERİ
    MALATYA RESİMLERİ
  • KAYSERİ RESİMLERİ
    KAYSERİ RESİMLERİ
  • İSTANBUL RESİMLERİ
    İSTANBUL RESİMLERİ
  1. URFA RESİMLERİ
  2. MALATYA RESİMLERİ
  3. KAYSERİ RESİMLERİ
  4. İSTANBUL RESİMLERİ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Azdin Erdoğan / Elimde değil
    Azdin Erdoğan / Elimde değil
  • KIVIRCIK ALİ / BİR SELAM SAL SABAH OLSUN
    KIVIRCIK ALİ / BİR SELAM SAL SABAH OLSUN
  • İZZET YILDIZHAN / AY BULUTA GİRMİŞ
    İZZET YILDIZHAN / AY BULUTA GİRMİŞ
  • CELAL ÇOLAK / DUYDUN MU / 2010
    CELAL ÇOLAK / DUYDUN MU / 2010
  • İzzettin Aydoğan ( Lo Askero ) Pötürge Türküsü / Kürtçe
    İzzettin Aydoğan ( Lo Askero ) Pötürge Türküsü / Kürtçe
  • Selahattin Demircan / Gule Zeman - Kürtçe İlahi
    Selahattin Demircan / Gule Zeman - Kürtçe İlahi
  1. Azdin Erdoğan / Elimde değil
  2. KIVIRCIK ALİ / BİR SELAM SAL SABAH OLSUN
  3. İZZET YILDIZHAN / AY BULUTA GİRMİŞ
  4. CELAL ÇOLAK / DUYDUN MU / 2010
  5. İzzettin Aydoğan ( Lo Askero ) Pötürge Türküsü / Kürtçe
  6. Selahattin Demircan / Gule Zeman - Kürtçe İlahi
VİDEO GALERİ
YUKARI