Bugun...


Raziye Sağlam


facebook-paylas







HIZIR GİBİ
Tarih: 12-11-2016 00:38:00 Güncelleme: 12-11-2016 00:41:00


 

Bir insan başka bir insana¸ nasıl bu kadar zarar verebilirdi. Macar Kralının birliklerinin yaptığı bu zulmün¸ kendi köyüne de sıçraması yakındı o vakit. Bir an önce bir şeyler yapılmalıydı. "Ahh!" dedi kendi kendine. "Şu dizlerimde derman olaydı da kalkabileydim." Değil elini kolunu oynatmak¸ gözlerini açacak hali yoktu ama göz pınarları çalışıyordu. Gözyaşlarından döşü ıslanmıştı.

 

Gözlerini açma ile açmama arasında yarı uykulu¸ kıyıya vuran dalganın sesini dinliyordu. Dalga hışır hışır köpük toplayarak geldi geldi ve "şlap!" diye kıyıya çarptı. Ardından bir daha bir daha.  Gören Lemi'yi uyuyor sanırdı ama o yerde yürüyen karıncanın ayak sesini duyacak kadar uyanıktı. Bir süre daha gözleri kapalı hareketsiz yattı. Sanki bir süre daha yatarsa yaşananları unutabilirdi. Unutmak istiyordu. Daha doğrusu hiç yaşanmamış olmasını isterdi. Bir anda her şey nasıl da ters değirmen dönmüştü.

         Gözkapaklarını ağır ağır açmaya çalıştı ama sanki her birinde taşıyamayacağı kadar bir yük bağlıydı. "Hızır Hoca ne vakit gelir acaba?" İki gündür bir şey yemediğini hatırladı. "İyi ki Hızır Hocaya rastladım. Bütün köyle birlikte ben de…" Tekrar aynı sahneler geldi gözünün önüne. Sağa sola kaçışan insanlar ve yanan evler¸ ahırlar ve hatta tarlalar. Köylünün tarladaki ürünlerini bile ateşe vermişlerdi. Kendi o köyden değildi. Çocukluk arkadaşı Ömer'i görmeye gitmişti. Arkadaşı bir yıllık evliydi ve bir hafta önce bebeği olduğunu duyunca¸ hem arkadaşını kutlamak hem de arkadaşının ısrarı üzerine emmisinin kızını görmek için gelmişti. Ömer'le Lemi seyrek görüşürdü ama çok candan arkadaşlardı. Şimdi de hısım olacaklardı. Lemi Esme'yi görüp çok beğenmişti. Esme de onu beğenmiş olmalıydı. Gözlerinden anlamıştı. O gece Ömerlerde kalıp sabahına köyüne dönecek¸ sonra ailesi ile gelip kız isteyeceklerdi.

Lemi¸ yanaklarından süzülen gözyaşının sıcaklığını hissediyordu ama bu bile içini ısıtmaya yetmiyordu. Duyduğu acıdan içi üşüyordu. Alevlerin arasından geçerken Esme'yi de görmüştü ama bir gün öncesi gibi ışıltılı ve yeşil yeşil bakmıyordu. Donuk ve cansızdı Esme'nin gözleri ve Ömer'inki ve hatta Ömer'in eşinin gözleri.

Bir insan başka bir insana¸ nasıl bu kadar zarar verebilirdi. Macar Kralının birliklerinin yaptığı bu zulmün¸ kendi köyüne de sıçraması yakındı o vakit. Bir an önce bir şeyler yapılmalıydı. "Ahh!" dedi kendi kendine. "Şu dizlerimde derman olaydı da kalkabileydim." Değil elini kolunu oynatmak¸ gözlerini açacak hali yoktu ama göz pınarları çalışıyordu. Gözyaşlarından döşü ıslanmıştı.

Uzaktan nal sesleri duydu. Hızır Hoca olmalıydı. Ondan başka burayı kimse bilmiyordu ki zaten. Kımıldamadan yatmaya devam ederek nal seslerinin yaklaşmasını bekledi. Çıkan seslerden atın ayaklarının kumlara gömüldüğü anlaşılıyordu. Kırık dökük balıkçı kulübesi denize doğru uzanan bir mendireğin üzerindeydi. Hızır Hoca burayı nerden bulmuş¸ o karmaşada Lemi'yi buraya getirmeyi nasıl akıl etmişti Allah bilir ama Lemi kurtulmuştu. Yüreğinde onca acı ve gözlerinin önünde dönen dehşet sahneler olsa da¸ Lemi şu an nefes alıyor ve denizin kokusunu duyabiliyordu.

Hızır Hoca getirdiği yiyecekleri hazırlarken¸ bir taraftan da dışarıda yaktığı ateşte çay demlemişti. Burada imkânsızlık içinde bile¸ her şeyi ne kadar çabuk ve alışılmış hareketlerle yapıyordu. Lemi güçlükle kalkıp abdest alınca biraz kendine gelir gibi oldu. O anda iki gündür hiç namaz kılmadığını hatırladı. Şimdi üzüntüsü bir kat daha arttı sanki. Onun için namaz hep bir sığınma¸ bir sevinç ya da ferahlık ifadesi olmuştu ama şimdi nasıl kendinden geçtiyse hiçbir şeyi düşünemez haldeydi.

Hazırlananları görünce gayr-ı ihtiyari gülümsedi. "Bunca yemeği nerden buldun ve buraya nasıl getirdin. Şuraya bak kızarmış tavuk bile var."

Hızır Hoca gülümseyerek "Çayı da unutma." dedi ve iştahla yemeğe başladı. Lemi de daha fazla dayanamadı. Güzelce karınlarını doyurduktan sonra Hızır Hoca "Bu halkın Hunyadi Yanoş gibi zalimlerden kurtulması lazım. Küffar Mezid Paşayı yenince iyice şımardı. Ona haddinin bildirilmesi elzemdir. Teşkilat hazır. Ya gelir Allah için zalimlere karşı durur¸ Âl-i Osmanlı'ya hizmet edersin ya da kalıp uğunursun." dedi ve Lemi'nin bir şey demesine fırsat vermeden¸ çayı getirmek için çıktı. Yürürken kulübenin tahtaları kırılacakmış gibi gıcırdıyordu. Lemi bir an bile düşünmedi. Hızır Hoca "Şimdi hizmet zamanı." diyerek onu can evinden vurmuştu. Babasını hiç tanımamıştı ama dedesi de hep hizmetten bahsederdi. Müslüman olmuş Macar bir aileden geliyordu Lemi. Kendini bildi bileli Anadolu'dan gelen Müslüman ailelerle birlikte yaşamıştı. Dedesinin Müslüman olmasından etkilenen birçok Macar aile de Müslüman olmuştu. Hızır Hoca Lemi'den ancak on yaş büyüktü ama köyün çocuklarıyla birlikte Lemi'nin de hocası olmuştu. İslâm'ı en güzel şekilde yaşamanın yollarını öğretiyordu Hızır Hoca. Ayrıca Lemi ile birlikte beş çocuğa ayrı bir eğitim daha veriyordu ki Lemi esas bu eğitimle olgunlaşıyor¸ İslâm'ı yaşamanın tadına varıyordu. Gönül eğitimiydi. İlm-i ledünden ezber edip¸  hikmet nazarıyla bakarak¸ Yaratandan ötürü yaratılanı sevmeyi ve tüm yaratılanlara hizmet etmeyi öğreniyordu.

Lemi tüm bu süreç içinde¸ bir gün gerçekten hizmetin içinde yer alabilmek için dua ediyordu. Şimdi o gün gelmişti. Yine Hızır Hocanın talebesiydi ama şimdi biraz daha büyümüş olarak¸ Haçlı Ordusu'nun içine sızacaklardı. Çocukluğundan bu yana öğrendiklerini uygulama zamanıydı ve ucunda Âl-i Osmanlı'nın muzafferiyeti vardı. Müslim ya da gayr-ı Müslim¸ herkese adalet ve bereketi getirecek bir muzafferiyet.

Lemi ile birkaç arkadaşı Hızır Hocanın gözetiminde Macar Ordusu'ndan atılan bir askerin hocalığında¸ Haçlı Ordusu'nda bir Macar askeri gibi davranmanın eğitimini aldılar. Bu arada onların orduya giriş belgeleri ile giysileri hazırlandı. Saçları Macar askerlerinin biçiminde kesildi ve hiç şüphe çekmeden orduya sokuldu. Toplam beş kişiydiler ve her birinin görev alanı farklıydı. Yalnız haftada bir Hızır Hocayla buluşuyorlardı. Hızır Hoca¸ Macar köylüsü kılığında haçlı karargâhının çevresine geliyor ve onlar gece gizlice çıkıp öğrendikleri tüm bilgileri aktarıyorlardı.

Lemi vazife sırasındayken gerçekten yaşadığını anlıyordu. Hizmet içinde olmanın tadını almıştı bir kez ve bu tat onun katıksız Allah'a güvenmesini sağladığı için en tehlikeli işleri gözünü kırpmadan yapıyordu.

Osmanlı Ordusu Sultan II. Murat'ın komutanlığında Edirne'den yola çıkmıştı. Lemi ile arkadaşlarında da heyecan had safhadaydı. Büyük güne az kalmıştı. Haçlı Ordusu'nun askerlerinin¸ bazılarını büyük bir korku sarmıştı. Bazıları ise Hunyadi Yanoş'a yakın olan komutanların konuşmalarından etkilenip¸ Osmanlı Ordusunu mağlup edeceklerine inanmışlardı. Lemi ve arkadaşları Varna'ya doğru ilerleyen Osmanlı Ordusu'nu karşılamak üzere bir gece Haçlı Ordusu'ndan ayrıldılar. Osmanlı Ordusu'na katılma fikri çok müthişti ve Lemi sanki aklı yettiğinden beri hep bugünü bekliyordu.

 Lemi ve arkadaşları¸ sağ cenahtan sorumlu Rumeli Beylerbeyi Turhan Bey'in komutasındaki Rumeli askerlerinin arasına katıldı. Sabahın erken saatlerinde başlayan savaş ikindiye kadar sürdü ve Osmanlı büyük bir zafer kazandı. 65 bin kayıp veren Haçlı Ordusu'nda ölenler arasında Hunyadi Yanoş da vardı. Lemi ve arkadaşları diğer Osmanlı askerleri gibi çok kahramanca savaşıyorlardı. Hızır Hoca onları gördükçe "Benim küçük beş kişilik ordum." diye seviniyordu. Lemi onun ne düşündüğünü anlamış gibi döndü ve tam Hızır Hocaya gülümseyecekken ardından gelen bir Haçlı askerinin saldırısına uğradı. Hızır Hoca koşup yere düşmeden tuttu onu ve "Hayır daha değil yiğidim. Seninle daha çok cenge katılacağız." diyerek sırtına aldı. Çarpışmaların arasından hızla uzaklaştırarak cephe gerisine götürdü. Sıhhiyeler yarasını sararken o tekrar savaş alanına döndü. Lemi zafer haberiyle kendine geldiğinde¸ Hızır Hocaya gülümserken "Yine Hızır gibi yetiştin." dedi. Hızır Hoca içinden Allah'a şükrederken¸ yavaşça sırtına vurup gülümsedi ve;

"Bir kez Hızır Hoca oldun mu¸ artık hep Hızır gibi olmak gerek."

www.somuncubaba.net



Bu yazı 690 defa okunmuştur.

FACEBOOK YORUM
Yorum

YAZARIN DİĞER YAZILARI

ÇOK OKUNAN HABERLER
  • BUGÜN
  • BU HAFTA
  • BU AY
YAZARLAR
SON YORUMLANANLAR
FOTO GALERİ
  • URFA RESİMLERİ
    URFA RESİMLERİ
  • MALATYA RESİMLERİ
    MALATYA RESİMLERİ
  • KAYSERİ RESİMLERİ
    KAYSERİ RESİMLERİ
  • İSTANBUL RESİMLERİ
    İSTANBUL RESİMLERİ
  1. URFA RESİMLERİ
  2. MALATYA RESİMLERİ
  3. KAYSERİ RESİMLERİ
  4. İSTANBUL RESİMLERİ
FOTO GALERİ
VİDEO GALERİ
  • Azdin Erdoğan / Elimde değil
    Azdin Erdoğan / Elimde değil
  • KIVIRCIK ALİ / BİR SELAM SAL SABAH OLSUN
    KIVIRCIK ALİ / BİR SELAM SAL SABAH OLSUN
  • İZZET YILDIZHAN / AY BULUTA GİRMİŞ
    İZZET YILDIZHAN / AY BULUTA GİRMİŞ
  • CELAL ÇOLAK / DUYDUN MU / 2010
    CELAL ÇOLAK / DUYDUN MU / 2010
  • İzzettin Aydoğan ( Lo Askero ) Pötürge Türküsü / Kürtçe
    İzzettin Aydoğan ( Lo Askero ) Pötürge Türküsü / Kürtçe
  • Selahattin Demircan / Gule Zeman - Kürtçe İlahi
    Selahattin Demircan / Gule Zeman - Kürtçe İlahi
  1. Azdin Erdoğan / Elimde değil
  2. KIVIRCIK ALİ / BİR SELAM SAL SABAH OLSUN
  3. İZZET YILDIZHAN / AY BULUTA GİRMİŞ
  4. CELAL ÇOLAK / DUYDUN MU / 2010
  5. İzzettin Aydoğan ( Lo Askero ) Pötürge Türküsü / Kürtçe
  6. Selahattin Demircan / Gule Zeman - Kürtçe İlahi
VİDEO GALERİ
YUKARI